<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dr. Metin Ersoy &#187; GenelDr. Metin Ersoy</title>
	<atom:link href="http://www.metinersoy.net/category/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.metinersoy.net</link>
	<description>Kişisel web sitesi / Personal web page</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 May 2022 13:09:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=4.1.41</generator>
	<item>
		<title>Dünya barışına DAÜ’den destek</title>
		<link>http://www.metinersoy.net/dunya-barisina-dauden-destek/</link>
		<comments>http://www.metinersoy.net/dunya-barisina-dauden-destek/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2015 08:08:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinersoy.net/?p=134</guid>
		<description><![CDATA[Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi ve Avrupa Barış Araştırmaları Derneği Genel Sekreteri Yrd. Doç. Dr. Metin Ersoy, Norveç’te düzenlenen “Avrupa’nın Geleceği Barış Perspektifleri” temalı konferansa katıldı. DAÜ’den yapılan açıklamaya göre, dünyaca tanınmış barış profesörlerinin de yer aldığı konferansta, Avrupa ve dünya barışına yönelik fikirler tartışıldı. Ayrıca son yıllarda dünyada ciddi sorun haline gelen mülteciler konusu da ele alınarak, bu konuda medyanın, siyasilerin ve devletlerin üzerine düşen görevler barış perspektifinden değerlendirildi. Avrupa Barış Araştırmaları Derneği’nin (EuPRA) bu yıl 9.’sunu düzenlediği konferansın ev sahipliğini Norveç’in Tromso şehrinde bulunan Norveç Arctic Üniversitesi yaptı. Konferansa Avrupa Barış Araştırmaları Derneği Genel Sekreteri olarak katılan Yrd. Doç. Dr. Metin Ersoy, “Yeni dijital kamusal alan ve demokratik barış teorisi” üzerine bir de bildiri sundu. 150 katılımcının yer aldığı konferansa dünyaca ünlü barış profesörleri de katılarak, Avrupa ve dünya barışına yönelik fikirlerini paylaştılar. Konuyla ilgili açıklamada bulunan DAÜ öğretim üyesi ve Avrupa Barış Araştırmaları Derneği [...]<div class="clearfix"><a class="post-readmore" href="http://www.metinersoy.net/dunya-barisina-dauden-destek/"></a></div>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi ve Avrupa Barış Araştırmaları Derneği Genel Sekreteri Yrd. Doç. Dr. Metin Ersoy, Norveç’te düzenlenen “Avrupa’nın Geleceği Barış Perspektifleri” temalı konferansa katıldı.</p>
<p>DAÜ’den yapılan açıklamaya göre, dünyaca tanınmış barış profesörlerinin de yer aldığı konferansta, Avrupa ve dünya barışına yönelik fikirler tartışıldı. Ayrıca son yıllarda dünyada ciddi sorun haline gelen mülteciler konusu da ele alınarak, bu konuda medyanın, siyasilerin ve devletlerin üzerine düşen görevler barış perspektifinden değerlendirildi.</p>
<p>Avrupa Barış Araştırmaları Derneği’nin (EuPRA) bu yıl 9.’sunu düzenlediği konferansın ev sahipliğini Norveç’in Tromso şehrinde bulunan Norveç Arctic Üniversitesi yaptı. Konferansa Avrupa Barış Araştırmaları Derneği Genel Sekreteri olarak katılan Yrd. Doç. Dr. Metin Ersoy, “Yeni dijital kamusal alan ve demokratik barış teorisi” üzerine bir de bildiri sundu. 150 katılımcının yer aldığı konferansa dünyaca ünlü barış profesörleri de katılarak, Avrupa ve dünya barışına yönelik fikirlerini paylaştılar.</p>
<p>Konuyla ilgili açıklamada bulunan DAÜ öğretim üyesi ve Avrupa Barış Araştırmaları Derneği Genel Sekreteri Yrd. Doç. Dr. Metin Ersoy, özelde Avrupa genelde ise dünya barışına katkı sağlamaya yönelik olarak iki yılda bir düzenledikleri bu konferansların faydasına dikkat çekti. Konferansa dünyada tanınmış, alanında uzman barış profesörlerinin katıldığını belirten Ersoy, söz konusu katılımcıların, Ortadoğu’da yaşanan şiddet, çatışma ve iç savaş ortamlarından kaçarak, ülkelerini terk etmek zorunda kalan mültecilerle ilgili politikaları tartıştığını ifade etti. Ersoy açıklamasına şöyle devam etti:</p>
<p>“Doğu Akdeniz Üniversitesi, barış gazeteciliği konusunda organize edilen etkinliklere ciddi katkı sağladı ve sağlıyor. Akademik araştırmalarımı yaptığım kurumun barış gazeteciliğine önem vermesi ve gelişmesi için destek vermesi sevindiricidir. Başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde çatışma ve savaşlar devam ediyor. Gazetecilerin bu çatışmaları iyi anlaması ve iyi anlatması gerekiyor. Sorumlu bir gazeteci çatışmanın devamını değil, çözüme kavuşmasını destekler.”</p>
<p>Barış gazeteciliği kavramının Kıbrıs gibi çatışmaların zihinlerde olduğu bir ortamda daha kolay uygulanabileceğini de belirten Ersoy, gazetecilerin barış gazeteciliğinin öngördüğü ortak prensiplere, değerlere ve hedeflere odaklanması durumunda taraflar arasındaki anlayışı ve empatiyi geliştirebileceğini söyledi. Ersoy açıklamasının sonunda: “Böylece ileride ulaşılması hedeflenen bir barış için gazeteciler içinde bulundukları halkları bilgilendirebilecek ve barış sürecine hazırlayabileceklerdir” dedi.<a href="http://www.metinersoy.net/wp-content/uploads/2015/09/kibris.jpg" rel="lightbox-0"><img class="alignnone size-full wp-image-128" src="http://www.metinersoy.net/wp-content/uploads/2015/09/kibris.jpg" alt="kibris" width="1000" height="1166" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinersoy.net/dunya-barisina-dauden-destek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Fast-food” habercilik ve barış gazeteciliği</title>
		<link>http://www.metinersoy.net/fast-food-habercilik-ve-baris-gazeteciligi/</link>
		<comments>http://www.metinersoy.net/fast-food-habercilik-ve-baris-gazeteciligi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2015 13:39:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinersoy.net/?p=31</guid>
		<description><![CDATA[Haberin hızlı tüketilmesi anlaşılır bir şeydir de haberin çabuk hazırlanarak bir takım önemli kısımlarının eksik bırakılması anlaşılır gibi değil. * * * Teknolojinin hızlı bir şekilde ilerlemesiyle birlikte, birçok alanda önemli gelişmeler yaşanıyor. Gelişen teknolojiler insanoğlunun yaşamını olumlu veya olumsuz yönde etkileyebiliyor. Bu yazıda dünyada 20. yüzyıl ile başlayarak hızlanan yaşam tarzının gazetecilik mesleğine yansımaları incelenecektir. İnsanoğlunun yaşam tarzının hızlanmaya başlamasının teknolojik gelişmelerle de ilgisi bulunuyor. Birçok sektör için hız vazgeçilmez bir hâl almıştır. Gazetecilik sektörü için ise; hız her zaman önemli bir olguydu. Haberi en hızlı bir şekilde hedef kitlelere ulaştırmak, gazeteciliğin en temel görevi olarak görülüyor. Mc-haber ve/ya fast-food haber Küreselleşen dünyada insanların vakitleri veya bir başka değişle zamanları da değerlendi. Bilhassa iş çevresi “vakit, nakittir” anlayışını benimsedi. Vaktin nakit olduğu bir düzende, insanlar da hızlı bir yaşam temposuna ayak uydurmak zorunda kalıyorlar. Gazeteciler ise bu hızlı tempoya en fazla maruz kalan çalışanlar oluyorlar. Haberi en hızlı bir [...]<div class="clearfix"><a class="post-readmore" href="http://www.metinersoy.net/fast-food-habercilik-ve-baris-gazeteciligi/"></a></div>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Haberin hızlı tüketilmesi anlaşılır bir şeydir de haberin çabuk hazırlanarak bir takım önemli kısımlarının eksik bırakılması anlaşılır gibi değil.</em></strong></p>
<p>* * *</p>
<p>Teknolojinin hızlı bir şekilde ilerlemesiyle birlikte, birçok alanda önemli gelişmeler yaşanıyor. Gelişen teknolojiler insanoğlunun yaşamını olumlu veya olumsuz yönde etkileyebiliyor. Bu yazıda dünyada 20. yüzyıl ile başlayarak hızlanan yaşam tarzının gazetecilik mesleğine yansımaları incelenecektir.</p>
<p>İnsanoğlunun yaşam tarzının hızlanmaya başlamasının teknolojik gelişmelerle de ilgisi bulunuyor. Birçok sektör için hız vazgeçilmez bir hâl almıştır. Gazetecilik sektörü için ise; hız her zaman önemli bir olguydu. Haberi en hızlı bir şekilde hedef kitlelere ulaştırmak, gazeteciliğin en temel görevi olarak görülüyor.</p>
<p><img class=" alignleft" title="hamburger-copy1.jpg" src="http://www.gundemkibris.com/d/other/hamburger-copy1.jpg" alt="hamburger-copy1.jpg" width="232" height="213" /></p>
<p><strong>Mc-haber ve/ya fast-food haber</strong></p>
<p>Küreselleşen dünyada insanların vakitleri veya bir başka değişle zamanları da değerlendi. Bilhassa iş çevresi “vakit, nakittir” anlayışını benimsedi. Vaktin nakit olduğu bir düzende, insanlar da hızlı bir yaşam temposuna ayak uydurmak zorunda kalıyorlar.</p>
<p>Gazeteciler ise bu hızlı tempoya en fazla maruz kalan çalışanlar oluyorlar. Haberi en hızlı bir şekilde hedef kitlelere ulaştırmaya çalışırken de haberciliğin bir takım önemli gereklerini ise yerine getir(e)miyorlar.</p>
<p>Haberi hızlı bir şekilde servis etmek ne kadar başarı unsuru ise, haberin doğruluğu, tutarlılığı, adilliği ve dengeli olması da o kadar önemlidir. Ne yazık ki, Kıbrıs’ta da birçok gazeteci dar zamanda haber yapmak zorunda kaldığı için yukarıda bahsedilen birçok değeri haber içerisinde uygulayamıyor.</p>
<p>Böylece haberler bir fast-food (hızlı yemek) formatında hazırlanıp servis ediliyor. Hedef kitle de bu fast-food tarzı hamburgerleri (haberleri) bir lokmada yutarak doyduğunu sanıyor. Aslında, servis edilen haberler, bilgi içeriği açısından doyurucu olmaktan çok uzakta bulunuyor. Haberlerin daha doyurucu olabilmesi için farklı bir gazetecilik anlayışının gazeteciler arasında yaygınlaşması gerekiyor. Bu farklı ve sektöre yeni etik değerler kazandıran gazetecilik anlayışının ismi; dünyaca barış çalışmaları Profesörü Johan Galtung tarafından 1970’li yıllarda ortaya atılan BARIŞ GAZETECİLİĞİ’dir.</p>
<p><strong>Doyurucu haber = Barış Gazeteciliği</strong></p>
<p>Barış gazeteciliği her ne kadar da ismi gereği bir karşıtlık gibi dursa da bu anlayışın herhangi bir gazeteciği karşı değil, tam aksine sektörün sağlık sorunlarına çare olabilecek yeni etik değerler bütünlüğü olduğu söylenebilir. Yani barış gazeteciliği ne savaş gazeteciliğinin ne de geleneksel gazetecilik anlayışlarının karşıtıdır. Barış gazeteciliği geleneksel olarak tanımlanan ve dünyada yayın olarak yapılan gazeteciliğine katkı sağlayabilmek için geliştirilmiş bir gazetecilik anlayışıdır.</p>
<p>Johan Galtung 1970’li yıllarda barış gazeteciliği anlayışını geliştirirken bu döneme soğuk savaşın hâkim olduğu biliniyor. Dünya barışına bir katkı yapabilmek için yola çıkan Galtung, “barış” sözcüğüne daha fazla anlam ve içerik katmak istedi. Böylece barış kavramının önüne negatif ve pozitif sıfatlarını ekleyerek bu kavramları barış gazeteciliğinde ve barış çalışmalarında kullanmaya başladı. Soğuk savaş yıllarında yapılan gazetecilik anlayışının şiddet (violence) ve para kazanma odaklı olduğunu gözlemleyen Galtung, bu tarz bir gazeteciliğin yeterince iyi bir gazetecilik olmadığını düşünerek bu konuda ne yapabileceğini düşündü ve ortaya barış gazeteciliği çıktı.</p>
<p><strong>Para kazanma odaklı</strong></p>
<p>Johan Galtung’un barış gazeteciliği kavramından yola çıkarak, dünyada yaygın gazetecilik anlayışının şiddet ve para kazanma odaklı olduğunu söylemek yanlış değildir. Para kazanma odaklı bir gazetecilik anlayışının ise doyurucu bir habercilik yapması düşünülemez. Daha doyucu, anlamlı ve içerikli bir medya oluşturmaya çalışan barış gazeteciliği anlayışı, şöyle özetlenebilir: çatışmadan uzak, ortak zemin yaratan, insan, süreç ve çözüm odaklı bir gazetecilik anlayışı.</p>
<p>Her teorinin pratikte veya uygulamada bir takım sorunları bulunabilir. Yukarıda sayılan “çatışmadan uzak, ortak zemin yaratan, insan, süreç ve çözüm odaklı” gazetecilik anlayışının da uygulamasında sorunlar olacaktır. Ancak gazeteci olarak haber konularını olumsuz anlamda tartışmak yerine, çözüme odaklı bir çerçevede tartışıldığı zaman konuların daha erken çözülebileceği ve ortak bir zeminde buluşulabileceği görülecektir.</p>
<p><strong>Halk odaklı olmak</strong></p>
<p>İnsan odaklıdan kasıt; halk odaklı olmak demektir. Gazeteciler halkın sıkıntılarını çözüm odaklı gazetelerine yansıttıkları ölçüde barış gazeteciliğine hizmet etmiş oluyorlar. Her gün basında yer alan siyaset, devlet adamlarının ve üst düzey yöneticilerinin açıklamaları bir yana halkın da söz sahibi olması gerekiyor.</p>
<p>Barış gazeteciliği yaparken sadece halka söz vermek ve sıkıntılarını dinlemek yeterli görünmüyor, bu noktada sürece odaklı bir habercilik de geliştirilmelidir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi; hızlı haber verilecek diye anlık olayları haberleştirmek ve daha sonra o konularla ilgili haber yapmamak yine barış gazeteciliğinin kabul etmediği gazetecilik anlayışıdır. Örneğin, bir yerde bir çatışma yaşanıyorsa ve gazeteciler de bunu haberleştirmişse, ardından bu konu takip edilip orada yaşayanların sorun ve dertleri yine haberleştirilmelidir. Süreç haberciliğinden kastedilen de budur.</p>
<p>Uygulamak mümkün</p>
<p>Gazetecilik mesleğinin zor bir meslek olduğunu biliyoruz. Bu meslekte; dar zamanda yetiştirilmesi gereken haberler, “haberi ilk biz verelim” telaşı ve stresi vardır. İşte tüm bu etkenler bir araya geldiğinde karşımıza “Mc-haber ve/ya fast-food haber” anlayışı çıkıyor. Biliyorsunuz bu tarz ürünler çabuk hazırlanan ve hızla tüketilen ürünlerdir. Haberin hızlı tüketilmesi anlaşılır bir şeydir de haberin çabuk hazırlanarak bir takım önemli kısımlarının eksik bırakılması anlaşılır gibi değil.</p>
<p>Bu yazıda dünyadaki yaygın haberciliğin “fast-food” anlayışı ile hazırlandığı vurgulanırken, bunun önüne geçilebilmesi için barış gazeteciği anlayışının yaygınlaştırılması ve gazetecilere öğretilmesi gerekiyor. Dar ve stresli çalışma ortamlarında bile biraz dikkat ve felsefi düşünce ile barış gazeteciliği anlayışını uygulamak mümkün görünüyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinersoy.net/fast-food-habercilik-ve-baris-gazeteciligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Merhaba dünya!</title>
		<link>http://www.metinersoy.net/merhaba-dunya/</link>
		<comments>http://www.metinersoy.net/merhaba-dunya/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2015 23:55:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://metinersoy.net/?p=1</guid>
		<description><![CDATA[WordPress&#8217;e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra blog dünyasına adım atın!]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>WordPress&#8217;e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra blog dünyasına adım atın!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinersoy.net/merhaba-dunya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların medyadaki temsili sorunlu</title>
		<link>http://www.metinersoy.net/cocuklarin-medyadaki-temsili-sorunlu/</link>
		<comments>http://www.metinersoy.net/cocuklarin-medyadaki-temsili-sorunlu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 May 2014 12:54:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.metinersoy.net/?p=92</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar birçok toplumda olduğu gibi medyada da görmezden geliniyor. Buna ilaveten toplumlarda çocuklarla ilgili birçok sorun olmasına rağmen, medya bu sorunlara proaktif bir biçimde yaklaş(a)mıyor Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi’nde Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle “çocuk” konusunu tartıştık. DAÜ Toplumsal Duyarlılık Merkezi ve Genesis Ajans’ın düzenlediği konferansa konuşmacı olarak Yrd. Doç. Dr. Metin Ersoy, Avukat Hande Güzoğlu ve Sosyal Hizmetler Uzmanı Barış Başel katıldı. Çocuklar pek önemsenmiyor DAÜ İletişim Fakültesi öğrencilerinin düzenledikleri konferansa konuşmacı olarak katılarak “Çocuk ve Medya” konusunu ele aldım. Bu yazımda hem kendi anlattıklarımı hem de diğer konuşmacıların bu anlamlı günde bizlere aktardıklarını aklımda kaldığı kadar buraya taşımak istiyorum. Konu çocuk olunca, medyanın toplum içinde birçok grubu dışladığı gibi çocukları da dışladığı tespiti ile başlamak gerekiyor. Ne yazık ki ülkemizde ve daha birçok ülkede çocuklarımız sadece özel günlerde haberlere “özne” olabiliyor. Veya olumsuz olaylarda (taciz, tecavüz, şiddet vb.) medya tarafından gereksiz ve abartılı bir biçimde ele [...]<div class="clearfix"><a class="post-readmore" href="http://www.metinersoy.net/cocuklarin-medyadaki-temsili-sorunlu/"></a></div>]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklar birçok toplumda olduğu gibi medyada da görmezden geliniyor. Buna ilaveten toplumlarda çocuklarla ilgili birçok sorun olmasına rağmen, medya bu sorunlara proaktif bir biçimde yaklaş(a)mıyor</p>
<p>Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi’nde Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle “çocuk” konusunu tartıştık. DAÜ Toplumsal Duyarlılık Merkezi ve Genesis Ajans’ın düzenlediği konferansa konuşmacı olarak Yrd. Doç. Dr. Metin Ersoy, Avukat Hande Güzoğlu ve Sosyal Hizmetler Uzmanı Barış Başel katıldı.</p>
<p><strong>Çocuklar pek önemsenmiyor</strong></p>
<p>DAÜ İletişim Fakültesi öğrencilerinin düzenledikleri konferansa konuşmacı olarak katılarak “Çocuk ve Medya” konusunu ele aldım. Bu yazımda hem kendi anlattıklarımı hem de diğer konuşmacıların bu anlamlı günde bizlere aktardıklarını aklımda kaldığı kadar buraya taşımak istiyorum. Konu çocuk olunca, medyanın toplum içinde birçok grubu dışladığı gibi çocukları da dışladığı tespiti ile başlamak gerekiyor. Ne yazık ki ülkemizde ve daha birçok ülkede çocuklarımız sadece özel günlerde haberlere “özne” olabiliyor. Veya olumsuz olaylarda (taciz, tecavüz, şiddet vb.) medya tarafından gereksiz ve abartılı bir biçimde ele alınıyor. Bunun dışında çocukların hakları medya tarafından pek önemsenmiyor.</p>
<p><strong>Çocuk odaklı habercilik</strong></p>
<p>Bu konuda Türkiye’de faaliyet gösteren Bağımsız İletişim Ağı’nın hak haberciliği konusunda yayımladığı kitaplar bizlere yol gösterici olabilir. “Çocuk Odaklı Habercilik” kitabında Sevda Alankuş (2007) hak haberciliğinden ne anlaşıldığını şu ifadelerle özetliyor: “gazetecinin/habercinin yola çıkarken uğramak zorunda olduğu ilk durak üç anlamıyla da hak haberciliği olmalı. Yani; hak ihlallerini görmezden gelmeyen, ‘ötekileri’ haber yapmak için mutlaka bir hak ihlalinin konusu/faili olmalarını beklemeyen, herhangi bir haberi yaparken hak ihlaline yol açmayan bir habercilik.”</p>
<p><strong>Hak ihlalleri yaşanıyor</strong></p>
<p>Alankuş’un (2007) bahsetmiş olduğu söz konusu üç durak çocuk odaklı habercilik açısından gazetecilere önemli mesajlar vermektedir. Doğu kültüründe sıkça karşılaştığımız bir sorunu, medya da görmeye alışmış durumdayız. Çocuklar birçok toplumda olduğu gibi medyada da görmezden geliniyor. Buna ilaveten toplumlarda çocuklarla ilgili birçok sorun olmasına rağmen, medya bu sorunlara proaktif bir biçimde yaklaş(a)mıyor. Böylece çocuklar da diğer ötekileştirilen gruplar gibi medyadaki temsilleri sorunlu oluyor. Medya, haklarını savunmasını beklediğimiz çocuklar için ne yazık ki daha fazla hak ihlali yapan bir iletişim aracı olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><strong>Ajitasyon odaklı habercilik</strong></p>
<p>Bir mülteci çocuğun habere konu olması veya savaştan ve zulümden kaçan bir çocuğun haberlerdeki temsiline baktığınızda; ortada ajitasyon söylemlerinden başka bir yapı göremiyoruz. Oysa medyanın durumlar o hale gelmeden önce harekete geçmesi ve kamuoyunu bilgilendirmesi bekleniyor. Sonrasında yapılan yayınların faydası yok anlamı çıkarılmasın. Elbette vardır ve yapılması gerekiyor. Ancak haber dilindeki söz konusu ajitasyon odaklı kelimeler bizleri yeni hak ihlalleriyle karşı karşıya bırakıyor.</p>
<p><strong>Öğretici bir süreç</strong></p>
<p>Bu noktadan hareketle konferansta konuşulanlarla devam edebiliriz. Konferansta ilk konuşmayı yapan kişi olarak “çocuk ve medya” konusunu ele alırken, temel olarak iki noktadan hareket ettim. Birinci nokta; çocukların medyadaki temsili, ikinci nokta ise; çocukların medya içeriklerinden etkilenmesi oldu. Yukarıda çocukların medyadaki temsiline değinmiştim. Çocukların medya içeriklerinden etkilenmesi ise ayrı bir çalışma alanı olarak karşımıza çıkıyor. Zira çocuklar medyadan gelen mesajları yorumlamakta yetişkinler kadar bilgi donanımına sahip değiller. O bakımdan çocukları medyanın açık etkisine bırakmamamız gerekiyor. İzledikleri programları, oynadıkları dijital oyunları ve interneti kullanma şekilleri aileler tarafından takip edilmeli ve gerekli destek verilmeli. Buradaki destek, çocukların söz konusu platformları kullanırken karşılaşacakları sorunlara karşı bir “danışmanlık” rolüdür. Yani yasakçı bir zihniyetten çok, öğretici bir süreçten bahsediliyor.</p>
<p><strong>Çocuk mahkemesi yok</strong></p>
<p>Konferansta ikinci konuşmayı Avukat Hande Güzoğlu yaptı. Bir hukukçu gözüyle “çocuk” konusuna değinen Güzoğlu, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nden bahsetti. Çocuk haklarının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) iç hukukunda yer aldığını dile getiren Güzoğlu, çocuk suçluların yargılanması için çocuk mahkemesinin olmadığına vurgu yaptı. Çocuklarla ilgili davaların kaza mahkemelerinde görüldüğünü kaydeden Güzoğlu, oturumların kapalı yapılması gerektiğini belirtti. Sözlerinin sonunda KKTC’deki ıslah evi sorununu da dile getiren Hande Güzoğlu, çocuk suçluların yetişkin mahkûmlarla birlikte kalmasının sakıncalı olduğunu söyleyerek, bu durumun çocukların psikolojik ve sosyal gelişimlerini engellediğini söyledi.</p>
<p><strong>Çocuklar kıyaslanıyor</strong></p>
<p>Sosyal Hizmetler Uzmanı Barış Başel ise konuşmasında çocuk istismarından bahsederek, çocukların duygusal, fiziksel, sosyal ve zihinsel gelişme alanları olduğunu söyleyerek, bu gelişmelerin yerine gelmediği durumlarda istismarların ortaya çıktığını vurguladı. İhmalin pasif, istismarın ise aktif bir davranış biçimi olduğunu da söyleyen Başel, KKTC’de yaşanan vakalardan örnekler verdi. Çocukların 12 yaşından itibaren duygusal gelişimlerinin başladığını belirten Başel, ailelerin çocukları farklı bireyler olarak yetiştirmek yerine, sürekli çevresindeki diğer çocuklarla kıyasladığını söyledi. Barış Başel ayrıca, çocuk yetiştirilirken anne ve bananın eşit sorumluluk alması gerektiğini kaydetti.</p>
<p><strong>Uygulamaya geçmeliyiz</strong></p>
<p>Çocuk hakları konusunda medyanın, hukukçuların ve toplumun üzerinde ciddi sorumluluklar bulunuyor. Gelişmekte olan bir ülke olarak daha yapmamız gereken birçok işin olduğu bir gerçek. Sürekli olarak toplumun eğitim düzeyi hakkında övünüyoruz, ancak geldiğimiz noktada söz konusu eğitim düzeyimizi teoriden çıkararak pratiğe dökmemiz gerekiyor.</p>
<p><img class="" title="toplu-002.jpg" src="http://www.gundemkibris.com/d/other/toplu-002.jpg" alt="toplu-002.jpg" width="746" height="500" /><strong>İLGİ YÜKSEKTİ:</strong> DAÜ Toplumsal Duyarlılık Merkezi ve Genesis Ajans’ın Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle düzenlediği konferansa öğrenciler ilgi gösterdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.metinersoy.net/cocuklarin-medyadaki-temsili-sorunlu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
